Plotinos ve İbn Arabî'de varlık mertebeleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe (Yl), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AZİZ KAĞAN GÜNEŞ

Danışman: Mehmet Önal

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yeni-Platonculuk, Antik Yunan felsefesinin son büyük sistemi olarak kabul edilir ve kurucusu Plotinos, sadece döneminin değil, sonraki yüzyılların düşünce dünyasını da derinden etkilemiştir. Bu anlayışla birlikte felsefe, bireysel erdemlerden çok varlık, Tanrı ve ruh gibi metafizik konulara yönelmiştir. Plotinos'un felsefesi, yalnızca akılla değil, sezgi ve mistik tecrübeyle de şekillenir. Onun "Bir"den başlayarak Akıl, Ruh ve Madde'ye doğru ilerleyen sudûr düzeni, evrenin tek bir kaynaktan nasıl türediğini açıklayan özgün bir model sunar. İbn Arabî ise İslam düşüncesi içinde hem tasavvufi hem de felsefi yönüyle öne çıkan en önemli isimlerden biridir. O da evreni katmanlı bir varlık düzeni içinde değerlendirir; ancak bu düzende varlık yalnızca Allah'a aittir. Görünen âlem, O'nun farklı düzeylerdeki tecellilerinden ibarettir. Bu yönüyle İbn Arabî'nin düşüncesi ile Plotinos arasında bazı benzerlikler bulunsa da, İbn Arabî'nin özellikle Hakk'ın irade sahibi olduğunu ve evreni bilinçli olarak yarattığını vurgulaması, önemli bir ayrım oluşturur. Bu çalışmanın amacı, Plotinos ve İbn Arabî'nin varlık mertebeleri anlayışlarını karşılaştırmalı olarak incelemektir. Her iki düşünür, varlığı aşkın bir kaynaktan başlayarak aşamalı bir yapıda açıklamaktadır. Ancak bu mertebelerin nasıl işlediği, nasıl bir ontolojik anlam taşıdığı konusunda aralarında önemli farklar bulunmaktadır. Tezde, hem iki düşünürün varlık sistemi ayrı ayrı ele alınmakta hem de her mertebede benzerlikler ve farklılıklar belirlenerek yorumlanmaktadır. Özellikle "Bir" ile "Lâ-taayyün", "Akıl" ile "A'yân-ı Sâbite" gibi kavramlar üzerinden yapılan analizler, bu benzerliğin yüzeyde mi kaldığını, yoksa yapısal bir ortaklık mı taşıdığını göstermeyi amaçlamaktadır. Bu karşılaştırmanın önemi, iki farklı düşünürün, varlık anlayışı üzerinden nasıl bir ontoloji kurduğunu ortaya koymasında yatmaktadır. Çalışma, bu iki büyük düşünce sisteminin benzer sorulara nasıl cevaplar verdiğini görmek, ortak kavramları nerede buluşturup nerede ayırdıklarını incelemek açısından anlamlı bir katkı sunmayı hedeflemektedir.