Kienböck hastalığında orta dönem cerrahi sonuçlarımız


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜNYAMİN ARI

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): KADİR ERTEM

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kienböck hastalığı el bileğinde lunatumun avasküler nekrozu olup nadir olarak görülen hastalıktır. Hastalık sinsi başlangıçlıdır. Genellikle dominat el tutulur ve travma sonrası ortaya çıkar. Hastalığın tanı ve tedavisi oldukça kompleksdir. Bunun nedeni etyolojinin net olarak ortaya konulamamasıdır.Sınıflandırma Lichtman evrelendirilmesi kullanılır. Oldukça nadir görülen bu hastalıkta klinik deneyimlerimizi paylaşmayı amaçladık. 2006-2014 yılları arasında hastanemizde 37 hasta kienböck nedeni ile opere edildi.Ortalama takip süresi 44,02 (20-80) aydı.Bu hastalarının 16 (%43.2)'sı erkek 21 (%56.8)'i kadındı.Çalışmada hastaların yaş ortalaması 38,21 (19-73) olarak tespit edildi ve % 94.59'u (n=35) 20 ile 59 yaş arasındaydı. Tedavi öncesi hastaların ortalama yakınma süreleri 42.81 (1-180) aydı.Hastaların 35 (%94.6)'inde sağ el bileği dominantdı ve 27 (%73)'ünde etkilenen taraf sağ el bileğiydi. 20 (%54.1) hastada travmaya sekonder olarak hastalık ortaya çıkmıştı. Tedavi öncesinde hasta el bilekleri Lichtman sınıflamasına göre gruplara ayrıldığında; 24 (% 64.86) tane evre 2, 1(% 2.7) tane evre 3A, 5 (% 13.51) tane evre 3B ve 7 (% 18.91) tane evre 4 olduğu görüldü. Hastalar pre-op ve post-op Kavrama gücü,fleksiyon-extansiyon aralığı,ulnar-radyal deviasyon aralığı, VAS skorlaması,DASH skorlaması ve hasta memnuniyeti açısından değerlendirildi.Tüm klinik muayene bulgularındaki artış istatistiksel anlamlı olarak değerlendirildi.Hastaların 31 (%83,7)'i yapılan cerrahi işlemden memnundu.Hastalarımızın %32.4(n=12)'inde tedavi sonrasında radyolojik ilerlemenin devam ettiği tespit edilmiştir.Cerrahiden memnun olmayan 6 hastanın 3'üne ek müdahale uygulanmıştır.Yapılan cerrahi müdahaler sonrası bir hasta haricindeki diğer hastaların hepsi işlerine geri dönebilmiştir. Erken evredeki hastalara metafizer dekompresyon,geç evredeki hastalara kurtarıcı cerrahi(proksimal dizi çıkarma) uygulandı.Hastalar pre-op ve post-op Kavrama gücü,fleksiyon-extansiyon aralığı,ulnar-radyal deviasyon aralığı, VAS skorlaması,DASH skorlaması ve hasta memnuniyeti açısından değerlendirildi.Metafizer dekompresyon uygulanan hastalarda 24 hastanın 13 (%54,2)'ü kadın,11 (%45,8)'i erkekdi.Hastaların ortalama takip süresi 46,75 (26-80) ay ve yaş ortalaması 35,54 (19-53) yıl olarak tespit edilmiştir.Hastaların 14 (%58,3)'ünde travma öyküsü mevcuttu.Çalışmamızda pre-op ve post-op kavrama gücü,ekstansiyon-fleksiyon hareket genişliği,ulnar-radial deviasyon hareket genişliği,DASH ve VAS skorlarına bakıldı.Ameliyat sonrası tüm klinik belirteçlerde istatiksel olarak anlamlı artış olduğunu tespit ettik.24 Hastanın 23 (%95.8)'ü yapılan müdahalede sonrası işlerine dönebilmişti.Şikayeti devam bir hastada ise radyolojik ilerlemede görüldüğünden ek cerrahi işlem olarak proksimal dizi çıkarma uygulandı.Bu hasta da ek müdahale sonrası işine geri dönebilmiştir. Proksimal dizi çıkarma cerrahisi uygulanan 13 hastanın 8 (%61,5)'i kadın,5 (%38,5)'i erkekdi.Hastaların ortalama takip süresi 39 (20-68) ay ve yaş ortalaması 43,15 (28-73) yıl olarak tespit edilmiştirHastaların 6 (%46,2)'sında travma öyküsü mevcuttu. Çalışmamızda pre-op ve post-op kavrama gücü,ekstansiyon-fleksiyon hareket genişliği,ulnar-radial deviasyon hareket genişliği,DASH ve VAS skorlarına bakıldı.Kavrama gücünde azalma tespit ettik ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi.Ulnar-radial deviasyon hareket aralığındaki artış istatistiksel olarak anlamlı değildi.Ekstansiyon-fleksiyon hareket genişliği,VAS ve DASH skorlarında artış istatistiksel olarak anlamlı olarak değerlendirildi.13 Hastanın 11'i yapılan cerrahi sonrası işlerine geri dönebilmişti.Diğer 2 hastaya ek cerrahi müdahale olarak el bileği denervasyonu uygulanmıştı.Ek cerrahi işlem sonrası hastalardan biri işine dönememiştir,diğer hasta işine geri dönebilmiştir. Sonuç olarak kienböck hastalığında yapılan müdahalelerin radyolojik ilerlemeyi büyük oranda durdurduğunu (%67.6) tespit ettik.Hastaların cerrahiyi tercih etmelerinde en önemli etken olan ağrının, yapılan müdahaleler sonrası azalması ile hastaların işlerine geri dönebildiğini ve bunun da hasta memnuniyetini artırdığını düşünüyoruz.Proksimal dizi çıkarma uygulanan hastalarda post-op kavrama gücünün azaldığını saptadık.Erken evrelerde uygulanan kanlandırma ameliyatlarının daha fazla hasta memnuniyeti,eklem hareket açıklığının korunması,daha iyi kavrama gücü,VAS ve DASH skorlarının daha iyi olması nedeni ile kienböck hastalığının erken tanı ve tedavisinin daha iyi olduğu kanısındayız.