Osmanlı Devleti'nde maden-i hümâyûn emaneti ve Kiğı'da demir madenciliği
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yakınçağ Tarihi (Yl), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUĞBA ÖZDOĞAN
Danışman: Orhan Yazıcı
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde Bingöl iline bağlı bir ilçe olan Kiğı, Erzurum, Erzincan, Tunceli ve Elâzığ vilayetlerinin ortasında yer almaktadır. Kiğı ve çevresi, tarihi dönemlerde sırasıyla Asur, Urartu, Pers, Selevkos, Roma ve Bizans hâkimiyetlerine girmiştir. Hz. Ömer zamanında Anadolu'ya sevk edilen Halid b. Velid komutasındaki İslâm orduları tarafından 640 yılında fethedilen Kiğı, bu tarihten itibaren Bizans ile Müslüman Araplar arasında bir sınır bölgesi ve mücadele alanı olmuştur. Selçukluların Anadolu'ya girmesiyle birlikte Kiğı ilk defa Türk hâkimiyetiyle tanışmıştır. Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar'la birlikte Mengücek Beyliği'nin sınırları içerisinde kalan ve bu beyliğe bağlı olan Kiğı, Alaeddin Keykubâd devrinde Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına dâhil edilmiştir. Kösedağ savaşından sonra bir dönem Moğolların eline geçen Kiğı ve çevresinde XIV. yüzyılda Karakoyunlu hâkimiyeti görülmektedir. 1468 yılında ise Uzun Hasan tarafından zapt edilen bölgede Akkoyunlu hâkimiyetini görüyoruz. XVI. yüzyılın hemen başlarında Tebriz'de kurulan Safevî Devleti'nin nüfuz sahası içerisine giren Kiğı ve çevresi, 1515 yılında Bayburd, Kemah ve Erzincan ile birlikte Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Bu tarihten itibaren sancak statüsüne kavuşan Kiğı, Diyarbekir Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa'nın tasarrufuna verilmiştir. Kiğı sancağı ile ilgili ilk tahrir Diyarbekir Eyaleti'yle birlikte 1518 (h.924) yılında yapılmıştır. Osmanlı Devleti'nin hâkimiyeti döneminde Kiğı Sancağı bir maden merkezi olarak ön plana çıkmaktadır. Sivas'ta bulunan Maden Eminliği'ne bağlı bulunan Kiğı madeni ve işletmeciliği Osmanlı Devleti'nin maden ihtiyacını karşılayan önemli bir merkez olarak görülmüştür.