Sporcularda farklı ozon sauna uygulamalarının kas hasarı ve oksidatif stres parametrelerine etkisi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Ve Spor, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İSMAİL İLBAK

Danışman: Serkan Düz

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu araştırmanın amacı, akut egzersiz sonrası oluşan kas hasarı ve oksidatif stres parametrelerinin farklı dozlarda uygulanan ozon sauna müdahalesine karşı gösterdiği fizyolojik tepkileri incelemektir. Materyal ve metot: Bu kesitsel araştırmada, deney-kontrol gruplu tam deneysel desen kullanılmıştır. Rastgele atama yöntemiyle üç deney grubu (n=18) ve bir kontrol grubu (n=6) oluşturulmuştur. Deney gruplarına farklı ozon sauna protokolleri uygulanırken (10 µg/mL, 20 µg/mL, 50 µg/mL), kontrol grubuna ozon içermeyen (0 µg/mL) sauna uygulaması yapılmıştır. Kas hasarı indüklemek amacıyla tüm katılımcılara beş egzersizden oluşan HIIT programı uygulanmış; bu protokol her egzersiz için dört setten oluşan, 30 saniye maksimum yüklenme ve 30 saniye pasif dinlenme oranında toplam 20 set şeklinde gerçekleştirilmiştir. Kan örnekleri, antrenmandan hemen önce, hemen sonra, sauna uygulamasından hemen sonra, 24, 48 ve 72 saat sonra olmak üzere altı farklı zamanda toplanmıştır. Bulgular: Araştırma bulguları, özellikle 20 µg/mL ozon dozu içeren sauna uygulamasının CK, LDH, IL-6, TNF-α, MDA, TOS, SOD, CAT, GSH ve TAS seviyeleri üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç: Sonuç olarak 20 µg/mL dozda uygulanan ozon saunanın kas hasarı belirteçlerini anlamlı şekilde azaltarak doku iyileşmesini desteklediğini, inflamatuar yanıtı baskıladığını, oksidatif stresi etkin biçimde sınırladığını ve antioksidan savunmayı güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, uygun dozda ve kontrollü şekilde uygulanan ozon saunanın, egzersiz sonrası fizyolojik toparlanma süreçlerini destekleyebilecek potansiyel bir destekleyici müdahale olarak değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu etkilerin uzun vadeli sonuçlarını ve farklı birey gruplarındaki etkililiğini belirleyebilmek adına, daha geniş örneklem gruplarıyla ve uzun izlem süreleriyle desteklenmiş ileri düzey çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.