Osmanlı'da siyasal bir ceza aracı olarak sürgün: Niyâzî-i Mısrî örneği


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi (Dr), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2013

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YUNUS KARATAŞ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): GÖKHAN TUNCEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu toprağın bağrında çok değerli şahsiyetler çıkmıştır. Bunlardan Somuncu Baba, Hulusu Efendi, Sadreddin Konevi ve Niyâzî-i Mısrî bu şahsiyetlerden en önemli kişileridir. Bu kişilerin toplumsal, kültürel ve siyasal yaşama çok önemli etkileri olmuştur. Malatyalı Mehmet Niyâzî-i Mısrî sadece yaşadığı dönemde değil, günümüz dahi derin etkileyiciliği olan bir İslam Mutasavvıfıdır. 17 asırda Osmanlı Devletinin duraksama döneminde Siyasi İktidarın tüm yanlışlıklarını açık bir yüreklilikle ortaya koymuş, İktidara devletin daha iyi yönetilmesi için sistematik bir şekilde muhalif olmuştur. O sadece bir eylem insanı değil, hak ve hakikat için sivil itaatsizliğin ve aksiyonerliğin çağlar aşan parlak örneğidir. Niyâzî-i Mısrî yazmış olduğu divanı olan Divan-ı İlahiyatı en çok okunan, bilinen, sevilen, baskısı yapılan ve atıfta buluna kişilerden birisidir. O,Türkçe ve Arapça olmak üzere 10 ciltten fazla Manzûm ve Mensûr eseri kaleme almıştır. Mısrî şair kimliği ötesinde aynı zamanda yaşadığı toplumu, devleti ve siyaseti de dönüştürmeyi kendine bir görev bilmiş bir fikir adamıdır. Hak bildiğini söylemekten çekinmeyen, ezber bozan söylemleri, kabına sığmayan yaşamı ve bunun 18 yıl süren Rodos ve Limni adalarında sürgünlerle bedelini ödemekten çekinmeyen özgün ve örnek bir şahsiyettir. Bu nedenle Niyâzî-i Mısrî?ye sahip çıkmak, kültürel mirasımıza sahip çıkmak, haksızlık karşısında dik durmak, vatansever olmak ve Malatya?nın değerlerine sahip çıkmak demektir. Niyâzî-i Mısrî dönemin üst dönem idarecileri olan Sadrazam, veziriazam ve defterdar gibi üst düzey idarecilerin yanlışlıklarını, yolsuzluklarını eleştirmiştir. Devletin geleceği ile çözüm önerileri sunmuştur. Osmanlı Devletinin 17.Y.Y `dan itibaren yeteneksiz yönetici sınıfının elinden bunalıma sürüklendiğini tek başına yüksek sesle haykırır.Osmanlı Hanedanı?nın tahtı artık Kırım Tatar Hanları?na bırakması gerektiğini söyleyecebilecek kadar yenilikçi,değişime açık bir kişidir. Osmanlı devletinin kuruluş ve yükseliş döneminde Tekke ile Medrese arasısında fikir ve gönül birliği sağlanmıştır.17.Y.Y dan itibaren Tekke-Medrese arasında bir çekişme başlamış, bu çekişmeden denge Tekkeler alehine bozulmuş. Mehmet Niyâzî-i Mısrî bu çatışmanın önlenmesi için çok mücadele vermiş, bu konuda çok önemli eserler yazmış örnek bir şahsiyettir. Mısrî, davası uğruna meşru olmadığı düşündüğü Padişah fermanlarını dinlememiş, muhalif ama daime ilkeli bir duruş sergilemiştir. Erdel Seferine katılmak için izin vermeyen padişaha mektup yazacak kadar yüreklidir. Düşmanları ona 18 yıl devam eden sürgün hayatı yaşatmıştır. O sürgün yaşamı boyunca izlenmiş, aşağılanmış, zehirlenmiş bir mazlumdur. Ona bu sürgün hayatını reva gören Osmanlı hanedanının akibetleri de aynen onun gibi acı ve trajik bir sürgün hayatı ile sonuçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Demokrasi, Siyaset, Sürgün, MonarĢi, ġiddet, Ceza