Türk Oral ve Maksillofasiyal Cerrahi Derneği 32. Uluslararası Bilimsel Kongresi, Antalya, Turkey, 5 - 09 November 2025, pp.378-381, (Summary Text)
GİRİŞ: Medication-related osteonecrosis of the jaw (MRONJ), antirezorptif ve anti-anjiyojenik ajanların
kullanımıyla ilişkili, patogenezinde kemik turnover bozukluğu, enfeksiyon ve immün yanıtın rol aldığı
multifaktöriyel bir hastalıktır. Erken tanı ve konservatif veya cerrahi yaklaşımları içeren güncel tedavi
protokollerinin uygulanması, morbiditenin azaltılması açısından kritik öneme sahiptir.
VAKA SUNUMU: 72 yaşında lösemi tanılı kadın hasta, çenede kötü koku ve ağrı şikâyeti ile kliniğimize
başvurdu. Klinik muayenede mandibula sağ posterior bölgede nekrotik kemik alanları tespit edildi.
Hastaya sistemik antibiyotik ve antimikrobiyal gargara ile konservatif tedavi uygulandı. İzlemde nekrotik
alanın belirgin demarkasyon hattı oluşturduğu gözlendi. Lokal anestezi altında ilgili bölgedeki nekrotik
kemik eksize edilerek alan trombositten zengin fibrin (PRF) ile desteklendi ve primer kapatıldı. Hastanın
sistemik hematolojik tedavisi ise ilgili hekimler tarafından intravenöz olarak sürdürüldü.
SONUÇ: Malignite ve osteoporoza bağlı antirezorptif ilaç kullanımı, MRONJ gelişiminde önemli bir risk
faktörüdür. Bu hastalarda demarkasyon hattının oluşumu cerrahi açıdan önem taşımaktadır.
Demarkasyon hattından nekrotik segmentin rezeke edilmesi ve dokunun primer kapatılması, hastanın
ağrılarının azalması ve şikâyetlerinin giderilmesinde etkili olmaktadır. Bisfosfonat ve RANKL inhibitörleri
kullanan hastalarda erken tanı ve konservatif yaklaşımlar önem taşırken, ileri evrelerde cerrahi ve
rejeneratif biyolojik materyallerin tedaviye katkısı göz ardı edilmemelidir.