Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Ceza Muhakemesinde Makul Sürede Yargılanma Hakkı


koç c.

İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt.7, sa.1, ss.89-113, 2020 (TRDizin)

Özet

Makul sürede yargılanma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Ülkemizde ceza yargılamaların makul sürede bitirilememesi önemlibir yargısal sorundur. Hukuki uyuşmazlıkların yargılama makamları önünde zaman içinde uzayıp gitmesi, her şeyden önce tarafların yargıya olan güvenini zedeler. Geciken adaletten dolayı şüphelinin, sanığın, mağdurun ve toplumun yaşadığıkayıplar yaralayıcı boyutlara varabileceği gibi bu kayıpların telafisi de çok güçtür.Meseleye iç hukuk açısından baktığımızda, Anayasa’nın 141. maddesinde: “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir.”denilmek suretiyle davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Bu bağlamda, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin hemde Anayasa’nın ortak koruma alanı içerisinde yer alan makul sürede yargılanmahakkına ilişkin bireysel başvurular, Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilebilir bulunmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 23.09.2012 tarihinden itibarenkesinleşen kamu tasarrufları ile yargı kararlarına karşı makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarını esastan incelemektedir. Bu sayede uzun sürenceza yargılamaları ile mağdur olan başvurucuya etkili bir hukuk yolu ve uygun birtelafi imkânı sağlanmaktadır.Bu çalışmada, öncelikle ceza muhakemesinde makul süre kavramı üzerinde durulacaktır. Ardından Anayasa Mahkemesi’nin makul sürede yargılanma hakkınailişkin olarak verdiği kararlarında, bu hakkı yorumlayışı ve getirilen temel ölçütler üzerinde durulup, yeri geldiğinde birtakım eleştirilerde bulunulacaktır.