İskelet Sınıf III Maloklüzyonun Ortogonatik Cerrahi Yönetimi: Bir Vaka Raporu


Yardimci E., Kamiş S. E., Çiftçi S.

Ağız ve Çene Yüz Cerrahisi Birliği Derneği, Antalya, Türkiye, 8 - 12 Nisan 2026, ss.499, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.499
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: İskelet Sınıf III maloklüzyon aşırı mandibular büyüme, yetersiz maksiller gelişim veya her ikisinin birleşimiyle karakterize edilir. Bu durum genellikle içbükey yüz profili, ön çapraz ısırık ve fonksiyonel ile estetik sorunlara yol açar. Erken ortodontik veya ortopedik müdahaleler büyüme dönemindeki uyumsuzluğu yönetmeye yardımcı olabilir, ancak tedavi edilmeyen vakalar genellikle yetişkinliğe kadar devam eder. Bu hastalarda ortodontik tedavi genellikle yalnızca yeterli değildir ve ortodontik cerrahi ile ortodontik tedavi en etkili yaklaşım haline gelir. Bu makale, iskelet Sınıf III maloklüzyona sahip yetişkin hastanın ortogantik cerrahi yönetimini sunmaktadır.

Vaka: 18 yaşında, sistemik olarak sağlıklı bir kadın hasta, ana şikayetiyle mandibular çıkıntı kliniğimize geldi. Klinik muayenede içbükey yüz profili, Sınıf III köpek ve azı dişi ilişkisi ve mandibular prognatizm ortaya çıktı. Hasta, ortodontik kliniğe sevk edildi ve burada cerrahi öncesi ortodontik tedavi uygulandı; bunlar arasında dengeleme, hizalama ve diş dekompansasyonu dahil olmak üzere ortodontik tedavi uygulandı. Ameliyat sırasında, maksilla ilk olarak Le Fort I osteotomisi ile harekete geçirildi. Maksilla 2 mm sıkışma ve 4 mm ilerleme ile yeniden konumlandırıldı ve miniplate'lerle stabilize edildi. Daha sonra, alt alveolar sinirin sürekliliği korunarak manibulada iki taraflı sagittal split ramus osteotomisi yapıldı. Mandibüla 4 mm geri çekildi ve mini plakalarla sabitlendi. Ameliyat dışı veya ameliyat sonrası herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmadı.

Sonuç: Fonksiyon ve tıkanıklığın iyileştirilmesi, ayrıca temporomandibular eklemin mekaniği, ortogonatik cerrahi uygulamalarda başarı için temel kavramlardır. Cerrah ile ortodontist arasındaki koordinasyon ve hastanın ekip çalışmalarına aktif katılımı, ameliyat sonrası beklentileri daha gerçekçi hale getirebilir. Fonksiyonel iyileşmenin yanı sıra, ortogonatik cerrahi yüz estetiği ve psikososyal iyilik haline de önemli katkılar sağlar. Dikkatli teşhis, uygun tedavi planlaması ve hassas cerrahi uygulama, istikrarlı ve öngörülebilir sonuçlar elde etmek için gereklidir. Uzun vadeli takip, ameliyat sonrası stabiliteyi ve tedavinin genel başarısını değerlendirmek için de önemlidir. Anahtar kelimeler: İskelet Sınıf III maloklüzyo, Çene Alt Pozisyon Değişikliği, Ortogonatik Cerrahi


Introduction:Skeletal Class III malocclusion is characterized by excessive mandibular growth, insufficient maxillary development, or a combination of both. This condition often results in a concave facial profile, anterior crossbite, and functional and esthetic problems. Although early orthodontic or orthopedic interventions may help manage the discrepancy during the growth period, untreated cases frequently persist into adulthood. In such patients, orthodontic treatment alone is usually insufficient, and orthognathic surgery combined with orthodontic treatment becomes the most effective approach. This paper presents the orthognathic surgical management of an adult patient with skeletal Class III malocclusion.

Case:   An 18-year-old systemically healthy female patient presented to our clinic with the chief complaint of mandibular protrusion. Clinical examination revealed a concave facial profile, Class III canine and molar relationship, and mandibular prognathism. The patient was referred to the orthodontic clinic, where presurgical orthodontic treatment including leveling, alignment, and dental decompensation was performed to prepare the patient for orthognathic surgery.

During surgery, the maxilla was first mobilized with a Le Fort I osteotomy. The maxilla was repositioned with 2 mm impaction and 4 mm advancement and stabilized using miniplates. Subsequently, bilateral sagittal split ramus osteotomy was performed on the mandible while preserving the continuity of the inferior alveolar nerve. The mandible was set back by 4 mm and fixed with miniplates. No intraoperative or postoperative complications were encountered.

Conclusion:  Improving function and occlusion, as well as the mechanics of the temporomandibular joint, are fundamental concepts for success in orthognathic surgical applications. Coordination between the surgeon and orthodontist, along with the patient’s active involvement in the team effort, can make postoperative expectations more realistic. In addition to functional improvement, orthognathic surgery also contributes significantly to facial esthetics and psychosocial well-being. Careful diagnosis, appropriate treatment planning, and precise surgical execution are essential for achieving stable and predictable outcomes. Long-term follow-up is also important to evaluate postoperative stability and the overall success of the treatment.

Keywords: Skeletal Class III malocclusion, Maxillary Inferior Repositioning, orthognathic surgery