İŞÇİNİN İFADE HÜRRİYETİNE İLİŞKİN 17 TEMMUZ 2024 TARİHLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (2021/53760 NO.LU EROL ESKİ BAŞVURUSU)
Adalet Dergisi , sa.76, ss.185-218, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: 76
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.57083/adaletdergisi.1917553
- Dergi Adı: Adalet Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.185-218
- İnönü Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, 17 Temmuz 2024 tarihli Anayasa Mahkemesi’nin (Erol Eski başvurusu) kararını inceleyerek işçinin ifade özgürlüğü ile işverenin şeref ve itibarının korunması arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğini tartışmaktadır. Karar, işçinin şirket yönetim kurulu üyelerine gönderdiği eleştirel e-posta nedeniyle İş Kanunu m.25/II kapsamında haklı fesih yapılmasının ölçülülüğünü değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, “feshin son çare olması” ilkesinin haklı fesihlerde de uygulanabileceğini, ifadenin bağlamı, amacı, kamu yararı ve paylaşım biçimi gibi kriterlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. Çalışmada, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay’ın haklı fesih ve ifade özgürlüğü yorumlarındaki yaklaşım farklılıkları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Yargıtay’ın, hakaret veya sataşma sabit olduğunda çoğunlukla doğrudan haklı fesih kararı verdiği; Anayasa Mahkemesi’nin ise olayın arka planı, taraf menfaatlerinin dengelenmesi ve işçinin iş ilişkisi geçmişini dikkate aldığı tespit edilmiştir. Çalışma, özellikle hakaret sınırına yaklaşan ifadelerin değerlendirilmesinde bağlamın bütüncül analizi, menfaatlerin dengelenmesi ve ölçülülük ilkesinin uygulanmasının önemine vurgu yapmaktadır. İş Kanunu m.25/II’nin lafzi yorumunun ölçülülük ilkesini daraltabileceği ve temel hakların korunması için haklı fesih sebeplerinin değerlendirilmesinde ek kriterlere başvurulması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
This study examines the Constitutional Court’s judgment of 17 July 2024 (Erol Eski application) and discusses how to strike the proper balance between an employee’s freedom of expression and the employer’s right to protect honour and reputation. The decision assessed the proportionality of a summary dismissal for just cause under Article 25/II of the Turkish Labour Act, triggered by a critical e-mail sent by the employee to the company’s board of directors. The Constitutional Court emphasised that the “last resort” (ultima ratio) principle also applies in cases of just cause termination, underscoring that factors such as the context, purpose, public interest, and mode of communication of the statement must be taken into account. The article offers a comparative analysis of the Constitutional Court’s and the Court of Cassation’s differing interpretations of just cause and freedom of expression. It finds that while the Court of Cassation generally upholds just cause termination once insult or provocation is established, the Constitutional Court considers the background of the incident, the balancing of the parties’ interests, and the employee’s employment history. The study highlights the importance of a holistic contextual analysis, interest balancing, and the application of the proportionality principle, especially for expressions close to the threshold of insult. It concludes that a strictly literal interpretation of Article 25/II may unduly narrow the scope of proportionality and that additional evaluative criteria should be employed to safeguard fundamental rights in assessing grounds for just cause termination.