Yüz Bölgesinde Görülen Pediatrik Hemanjiyomun Konservatif Yönetimi ve Spontan Regresyonu: Olgu Raporu


Çiftçi S., Kamiş S. E.

Türk Oral ve Maksillofasiyal Cerrahi Derneği, Antalya, Türkiye, 5 - 09 Kasım 2025, ss.499, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.499
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş:Hemanjiyomlar, özellikle çocukluk çağında sık rastlanan vasküler tümörler arasında yer almakta olup, genellikle doğum sonrası ilk haftalarda belirginleşir ve hızlı bir proliferatif dönemin ardından genellikle spontan regresyon gösterirler Yüz bölgesinde yerleşen büyük hemanjiyomlar, estetik kaygılar ve fonksiyonel problemlere yol açabilir; özellikle dudak ve yanak gibi bölgelerde konuşma, beslenme ve sosyal etkileşim üzerinde belirgin etkiler gözlemlenebilir Hemanjiyomların yönetiminde, lezyonun büyüklüğü, lokalizasyonu, komplikasyon riski ve hastanın yaşına göre karar verilir. Çocukların büyüme-gelişme çağında olması ve potansiyel kanama risklerinin yüksekliği nedeniyle, bazı olgularda cerrahi veya invaziv müdahale yerine yakın takip ve konservatif yaklaşım tercih edilmektedir.Literatürde, özellikle yüz bölgesindeki hemanjiyomlarda, düzenli izlem ile spontan regresyonun sık gözlendiği ve çoğu olguda fonksiyonel ve estetik kayıpların minimal düzeyde kaldığı bildirilmektedir. Sunulan olguda, 10 yaşındaki erkek hastada sol yanak ve dudak bölgesinde büyük bir hemanjiyom gözlenmiş olup, konuşma ve beslenme fonksiyonlarını etkilemesine rağmen, takip ve konservatif yönetim sonucunda lezyonun spontan gerilemesi izlenmiştir. Bu vaka, çocukluk çağı hemanjiyomlarının doğal seyrini ve konservatif yaklaşımın etkinliğini göstermesi açısından önem taşımaktadır. VAKA SUNUMU: 10 yaşında erkek hasta, sol yanak ve dudak bölgesinde belirgin hemanjiyom ile Hacettepe Üniversitesi Dermatoloji ve Plastik Cerrahi bölümlerine başvurmuş, burada yakın takip önerilmiştir. Lezyonun genişliği ve lokalizasyonu nedeniyle hastanın konuşma ve beslenme fonksiyonlarında kısmi kısıtlanma gözlenmiştir. Fizik muayenede, lezyonun yüzeyinde aktif kanama veya ülserasyon izlenmemiştir. Lezyonun büyüklüğü ve çocuk yaş grubunda olması nedeniyle cerrahi veya invaziv müdahaleler yüksek riskli kabul edilmiştir. Hasta, önerilen konservatif yönetim ve yakın takip planı ile izlenmek üzere kliniğimize yönlendirilmiştir. İlk değerlendirme sonrası 1,5 yıl süren periyodik kontrollerde lezyonda belirgin spontan regresyon gözlenmiş ve fonksiyonel kısıtlanmalar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Bu süreçte herhangi bir komplikasyon veya ek müdahale gereksinimi gözlenmemiştir. Hastanın yönetimi, Hacettepe Üniversitesi Dermatoloji ve Plastik Cerrahi bölümleri ile multidisipliner işbirliği içinde yürütülmüştür. Sonuç: Bu olgu, yüz bölgesinde yerleşen büyük hemanjiyomlarda konservatif yaklaşımın etkinliğini ve güvenliğini göstermektedir. Büyüme-gelişme çağındaki çocuklarda, fonksiyonel kısıtlanmalar ve estetik kaygılar bulunsa dahi, yakın takip ve düzenli izlem ile spontan regresyon sağlanabilmekte ve invaziv girişimlerin potansiyel risklerinden kaçınılabilmektedir. Bu vaka, özellikle cerrahi veya medikal müdahale risklerinin yüksek olduğu olgularda konservatif yönetimin uygun bir seçenek olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler:hemanjiyom, vasküler tümör, spontan regresyon 

Introduction:
Hemangiomas are among the most common vascular tumors of childhood. They typically become apparent during the first weeks after birth and generally undergo spontaneous regression following a rapid proliferative phase. Large hemangiomas located in the facial region may lead to aesthetic concerns and functional impairments; lesions involving areas such as the lips and cheeks can significantly affect speech, feeding, and social interaction. Management strategies are determined according to the size, location, risk of complications, and age of the patient. Due to the ongoing growth and development of pediatric patients and the potential risk of bleeding associated with invasive procedures, close observation and conservative management are often preferred over surgical intervention in selected cases. Previous studies have reported that spontaneous regression is frequently observed in facial hemangiomas under regular follow-up, with minimal long-term functional and aesthetic sequelae in most patients.

In the present case, a large hemangioma involving the left cheek and lip region was observed in a 10-year-old boy. Despite causing speech and feeding difficulties, the lesion demonstrated spontaneous regression following conservative management and regular follow-up. This case highlights the natural course of pediatric hemangiomas and the effectiveness of a conservative treatment approach.

Case Report:
A 10-year-old male patient presented to the Departments of Dermatology and Plastic Surgery at Hacettepe University with a prominent hemangioma involving the left cheek and lip region. Close clinical follow-up was recommended. Due to the size and location of the lesion, partial impairment of speech and feeding functions was observed. Physical examination revealed no evidence of active bleeding or ulceration on the lesion surface. Considering the lesion size and the patient's young age, surgical or other invasive interventions were considered high-risk treatment options.

The patient was subsequently referred to our clinic for conservative management and close follow-up. During a 1.5-year period of regular clinical evaluations, significant spontaneous regression of the lesion was observed, and the functional limitations largely resolved. No complications or need for additional intervention occurred during the follow-up period. Patient management was conducted through a multidisciplinary collaboration with the Departments of Dermatology and Plastic Surgery at Hacettepe University.

Conclusion:
This case demonstrates the effectiveness and safety of conservative management in large facial hemangiomas. Even in the presence of functional limitations and aesthetic concerns, spontaneous regression may occur with close monitoring and regular follow-up in growing children, thereby avoiding the potential risks associated with invasive interventions. This report emphasizes that conservative management should be considered a viable treatment option, particularly in cases where surgical or medical interventions carry substantial risks.

Keywords: hemangioma, vascular tumor, spontaneous regression, conservative management, pediatric patient, facial hemangioma.