Bu araştırmanın amacı, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenim gören öğrencilerin yaşam becerileri düzeylerini belirlemek ve bu becerilerin öğrencilerin akademik öz yeterlik algılarıyla nasıl bir ilişkide olduğunu ortaya koymaktır. Günümüzde din eğitimi alanında öğrenim gören öğrencilerden yalnızca alan bilgisine sahip olmaları değil; problem çözme, iletişim kurma, duygularını yönetme, eleştirel ve yaratıcı düşünme, kişiler arası ilişkileri düzenleme gibi 21. yüzyıl yaşam becerilerine de sahip olmaları beklenmektedir. Bu nedenle çalışma, yaşam becerileri ile akademik öz yeterliğin aynı model içinde birlikte incelenmesi bakımından alan yazına özgün bir katkı sunmaktadır. Araştırma, karma araştırma yönteminin sıralı açıklayıcı desenine göre tasarlanmıştır. Nicel bölümde 2023–2024 öğretim yılında fakültede öğrenim gören 1010 öğrenci tabakalı örnekleme yoluyla seçilmiş, veriler SPSS 26 programında; nitel bölümde ise yine tabakalı seçimle belirlenen 10 öğrencinin görüşleri MAXQDA programında analiz edilmiştir. Nicel bulgular, öğrencilerin yaşam becerileri algılarının genel olarak yüksek düzeyde olduğunu (X̄=3,52), buna karşılık akademik öz yeterlik algılarının orta düzeyde kaldığını (X̄=2,96) göstermektedir. Cinsiyet değişkenine göre erkeklerin yaşam becerileri puanları, kadınların ise akademik öz yeterlik puanları daha yüksektir. Ailenin aylık gelir durumunun da yaşam becerileri üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu görülmüştür. En dikkat çekici sonuç, kuramsal beklentinin tersine, yaşam becerileri ile akademik öz yeterlik arasında negatif ve orta düzeyde (r=-,42) anlamlı bir ilişkinin bulunmasıdır; yani öğrenciler kendilerini günlük yaşamı yönetme, ilişki kurma ve sorun çözme açısından güçlü gördükçe akademik görevleri başarıyla tamamlayabileceklerine dair inançları nispeten düşmektedir. Nitel veriler, bunun özellikle duygusal yük, kalabalık karma sınıflar, toplumsal cinsiyet rolleri ve maddi imkânların sınırlılığıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, ilahiyat fakültelerinde beceri temelli öğretim yapılırken öğrencilerin akademik öz yeterliklerinin ayrıca desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
The primary purpose of this study is to determine the life skills levels of students studying at the Faculty of Theology of İnönü University and to reveal how these skills are related to their perceptions of academic self-efficacy. In contemporary religious education, students are expected not only to master subject-matter knowledge but also to display 21st-century competencies such as problem solving, effective communication, emotion and stress management, interpersonal relations, and critical–creative thinking. For this reason, analysing life skills and academic self-efficacy within the same research model provides an original contribution to the literature. The study was designed according to the sequential explanatory mixed-methods design. In the quantitative phase, 1,010 students enrolled in the 2023–2024 academic year were selected through stratified sampling, and the data were analysed using SPSS 26. In the qualitative phase, 10 students selected with the same technique were interviewed and the data were analysed with MAXQDA. Quantitative findings indicate that students’ perceptions of life skills are at a high level (X̄=3.52), whereas their academic self-efficacy perceptions remain at a moderate level (X̄=2.96). Significant differences were found in terms of gender and family income: male students reported higher life skill scores, while female students reported higher academic self-efficacy. Another important result is that students whose families have medium income (20,000– 40,000 TL) show higher life skills than those with lower income. The most remarkable finding of the study is the moderately negative and significant relationship between life skills and academic self-efficacy (r=-.42). Contrary to the initial expectation of a positive correlation, students who perceive themselves competent in managing daily life, communication, and problem situations tend to report relatively lower confidence in accomplishing academic tasks. Qualitative data show that this paradox is related to emotional burden, mixed-gender and crowded classrooms, and limited economic opportunities. The study concludes that theology teacher education should integrate life-skill-based activities with structured supports aimed at strengthening students’ academic self-efficacy beliefs.