GÜNÜMÜZ DÜNYASI VE TÜRK DÜNYASINDA BUGÜNÜN VE GELECEĞİN ŞEKİLLENMESİNDE HANEFÎ YÖNTEMİN ÖNEMİ


Duman A.

in: HANEFÎLİK - MÂTÜRÎDÎLİK ARAŞTIRMALARI, Ömer Faruk Akpınar - M. Seyyit Balaban, Editor, Kitap Yayınları, Konya, pp.17-42, 2025

  • Publication Type: Book Chapter / Chapter Research Book
  • Publication Date: 2025
  • Publisher: Kitap Yayınları
  • City: Konya
  • Page Numbers: pp.17-42
  • Editors: Ömer Faruk Akpınar - M. Seyyit Balaban, Editor
  • Inonu University Affiliated: Yes

Abstract

XXI. yüzyılda, İslam dünyası ve bilhassa Türk dünyası, 

küreselleşmenin kimlik aşındırıcı baskıları, modern hukuk sistemleri ile 

geleneksel hukuki anlayışlar arasındaki gerilimler, toplumsal 

parçalanma, radikalizmin yükselişi ve siyasal otorite sorunları gibi çok 

boyutlu krizlerle karşı karşıyadır. Bu bağlamda, geleceği inşa etme 

sorumluluğunun bir zorunluluğu olarak tarihî mirasın sunduğu 

imkânların yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Hanefî yöntem, 

İslam hukuku kaynaklarını (Kitap, Sünnet) mekasidü’şeriaya uygun 

biçimde anlama ve mevcut zaman ve mekân şartlarına uyum sağlayarak 

toplumsal ihtiyaçlara cevap veren hükümleri belirleyebilme biçimi olarak 

tanımlanabilir. Hanefîlik, sadece normatif bir sistem değil, aynı zamanda 

toplumsal hayatın sürekliliğini temin eden bir hukuk felsefesi olarak 

addedilmektedir. Hanefî yöntemin Türk-İslam medeniyetinin fikrî 

taşıyıcılarından biri olduğu ve Karahanlılardan Osmanlılara kadar 

uzanan süreçte adalet anlayışını ve devlet-toplum ilişkisindeki dengeleri 

büyük ölçüde şekillendirmiştir. İmâm Mâtürîdî’nin kelâm anlayışıyla 

birleştiğinde, akıl ve iman dengesini koruyan, hoşgörüyü teşvik eden ve 

daima ortayolu önceleyen bir paradigma yaratmada başarılı olmuştur. 

Güncel sorunlara yönelik olarak, Hanefî–Mâtürîdî akılcılığı ve 

hoşgörüsü, radikalizm ve tekfircilik karşısında toplumları şiddetten 

koruyacak güçlü bir teolojik kalkan işlevi görebilir. Yöntemin esnek ve 

maslahat temelli yapısı, modern hukuk düzenleri ile İslam hukuku 

arasındaki uyumu yumuşak bir çerçeveye oturtma potansiyeli 

taşımaktadır. Sonuç olarak, Hanefî yöntem, XXI. yüzyılda Türk dünyasının özgün kimliğini koruyarak küresel düzlemde etkili bir aktör 

olmasına katkıda bulunabilecek stratejik bir paradigma olarak 

değerlendirilebileceği gibi tüm dünyanın ihtiyacı olan adalet, eşitlik ve 

kardşelik gibi değerlerin yeniden dünyaya hakim kılınmasında da rol 

oynayabilir. Bu çalışma, Hanefî yöntemin ortaya koyduğu usûl ve 

medeniyet tasavvurunun, günümüzün ve geleceğin şekillendirilmesinde 

güçlü bir fikrî ve pratik potansiyel sunduğunu ortaya koymayı 

amaçlamaktadır