1. Abdülhâlık-ı Gücdevânî el-Malatî Uluslararası Tasavvuf Sempozyumu, Malatya, Türkiye, 31 Aralık 2021, cilt.1, ss.47-54, (Tam Metin Bildiri)
İslam öncesi Anadolu
coğrafyası Rum, Ermeni, Süryanî ve az sayıda Musevî nüfusun yaşadığı, Roma
döneminden kalma tarıma dayalı ilkel usullerle hayatını idame ettiren bir
coğrafyadır. Sanayi ve ticareti sınırlı iç bölgelerde bağ bahçe tarımından öte
bir ekonomik faaliyet yoktu. Moğol istilalarının etkisiyle İslâm’ı
küreselleştiren zühd ekolü; “Horasan bilgeliği” Anadolu’ya akmaya başladı.
Anadolu tasavvuf hareketlerini oluşturan Horasan düşüncesi tarımda, sanayide ve
işletme yöntemlerinde devrimler vücuda getirdi. Evliyâ Çelebî’nin yanısıra
ecnebi seyyah Michele Membre (ö. 1594) Galatya (İçanadolu) bölgesini “Sûf
Endüstri Kenti” olarak nitelemiş, Avrupalı bürokrat Busbecq (ö. 1592) ise sûf
endüstrisinden övgüyle söz etmiştir. Böylece Anadolu halkları, Horasan tekke
eko-politiği sayesinde tarım usulleri, endüstri ve işletme teknikleri bakımından
bir dizi iktisadi kalkınma ve yenilikleri tanımıştır. Horasan bilgeliğinin sembol isimleri Abdülhâlık-ı Gücdevânî (ö. 1179), Ahi
Evrân (ö. 1261), Hacı Bektâş-ı Velî (ö. 1271), Mevlânâ (ö. 1273), Yunus Emre
(ö. 1320), Hamideddin Aksarayî Dârendevî (ö. 1412), Hacı Bayram-ı Velî (ö.
1430), Ali Semerkandî (ö. 1457), Niyâzî-i Mısrî el-Malatî (ö. 1694) ve sayısız
tekke şeyhleri, Anadolu tasavvuf hareketlerini teşkil ederek tekke üretim
modeliyle Anadolu’nun İslamlaşma ve sanayileşme sürecini gerçekleştirmişlerdir.
Tarım reformu, organize sanayi bölgeleri, kooperatif sistemi tekke ekonomisinin
getirdiği başlıca yeniliklerdir. Bu makalede Anadolu tasavvuf hareketlerinin
zühd temelli nasıl bir kalkınma stratejisi geliştirdiği incelelenecektir.