Sosyodemografik Faktörlerin Çocuk Dental Anksiyetesi ile İlişkisinin Değerlendirilmesi
ÇOCUK DİŞ HEKİMLERİ DERNEĞİ BİLİMSEL KONGRESİ, İstanbul, Türkiye, 23 - 25 Mayıs 2025, cilt.1, ss.11-12, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Cilt numarası: 1
- Basıldığı Şehir: İstanbul
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.11-12
- İnönü Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Giriş ve Amaç: Gerçekleşen teknolojik gelişmelere bağlı olarak ağrının daha az hissedildiği,
konfor düzeyinin arttığı tedavi alternatiflerinin varlığına rağmen diş hekimi korku ve kaygısı özellikle
çocuk hastalarda yaygın bir problem olarak varlığını devam ettirmektedir. Dental kaygı herhangi
bir dış kaynaklı uyarıcı olmaksızın diş tedavisine bağlı olarak duyulan korku ve kuruntular
nedeniyle gelişen, tam olarak açıklanamayan yoğun bir huzursuzluk halidir. Dental korku ve kaygı
her yaşta görülmekle birlikte genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkmaktadır. Çalışmalar,
çocukların yaklaşık %10-43'ünün diş kaygısı yaşadığını, Türk popülasyonunda bu oranın %21.3-%
23.58 bildirilmiştir. Diş kaygısı ayrıca, daha eğitimli ve varlıklı meslektaşlarına göre dezavantajlı
geçmişe ve daha düşük eğitim seviyelerine sahip ebeveynler arasında daha yaygındır. Bu
çalışmanın amacı sosyodemografik değişkenler ile çocuktaki dental anksiyete düzeyinin ilişkisini
araştırmaktır.
Gereç-Yöntem: İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Pedodonti Anabilim Dalı Kliniğine
dental muayene ve tedavi için başvuran çocukların çalışmaya dahil edilmesi planlanmıştır.
Anketin ilk bölümü sosyodemografik bilgilerden oluşmaktadır. Çocuğun yaşı, ebeveynin yaşı,
çocuğun cinsiyeti, ebeveyn cinsiyeti, sosyoekonomik düzey, ebeveyn (anne ve baba) eğitim
düzeyi, ebeveyn medeni hali, ebeveynin kaç çocuğu olduğu, kliniğe başvuran çocuğun kaçıncı
sırada olduğu, çocuğun dental tedavi geçmişi gibi sorulardan oluşmaktadır. Herhangi bir sistemik
hastalığı, öğrenme güçlüğü olmayan, okuduğunu anlayabilen, ebeveyn onamı alınan 7-12 yaş
arası çocuklar çalışmaya dahil edildi. Araştırmanın örneklem sayısı G*Power 3.1.9.7 programı
kullanılarak 174 olarak hesaplandı. Çocuk kaygı düzeyini değerlendirmek için ise Abeer'in dental
anksiyete skalası kullanılmıştır. Bu ölçek dental, bilişsel ve çocuk değerlendirmesi olarak üç
bölümden oluşan 19 soruluk bir ölçektir. 13 sorudan oluşan dental bölümde, çocuklardan verilen
üç yüz ifadesi arasından uygun seçeneği seçerek soruya yanıt olarak nasıl hissettiklerini
göstermeleri istendi. Yanıtlar 1-3 ölçeğinde puanlandı, toplam puanlar 13 ile 39 arasında değişti.
26 ve üzeri puan kaygıyı gösterdi. Ölçeğin çocuk değerlendirmesi bölümü çocuğun yasal vasisi ve
diş hekimi tarafından tamamlanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel olarak
değerlendirilmesinde kikare testi, lojistik regresyon ve Kruskal-Wallis Testi kullanıldı.
Bulgular: Çalışmaya 109’u kız, 94 ü erkek olmak üzere 203 kişi katılmıştır. Yaş Grupları: 6-8: % 30,
8-10: %35,10 ve üzeri: %35 şeklinde dağılım göstermiştir. Yaş arttıkça dental kaygı azalmaktadır (p
= 0,016). Yaş grupları arasında dental kaygı açısından anlamlı fark bulunamamıştır.
Sosyoekonomik Düzey düşük (%40), orta (%40), yüksek (%20)dir. Düşük sosyoekonomik düzeye
sahip çocukların dental kaygı seviyelerinin daha yüksek olduğu görüldü (p=0,026). Ebeveyn eğitim
düzeyi ile dental kaygı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anne-babası ayrı olan çocukların
dental anksiyete sergileme olasılığının yaklaşık 3 kat daha fazla olduğu görüldü (p = 0,003).
11
Sonuç: Sonuçların daha geniş örneklemlerle desteklenmesi gerekmektedir. Dental anksiyete
düzeyini azaltmaya yönelik multidisipliner yaklaşımlar, özellikle pediatrik diş hekimliği ve psikoloji
uzmanlarının iş birliği ile uygulanmalıdır. Çocuklarda dental anksiyeteyi azaltmak için ebeveyn
eğitimi programları düzenlenmeli, çocukların diş hekimi ziyaretlerine uyumunu artırıcı
müdahaleler geliştirilmelidir. Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelere yönelik destek programları
oluşturulmalı, çocukların düzenli diş sağlığı hizmetlerine erişimi artırılmalıdır. Dental tedavi
sırasında çocukların yaşadıkları anksiyeteyi azaltmaya yönelik, çevresel ve davranışsal
düzenlemeler yapılmalıdır. Sosyoekonomik düzeyin etkilerini azaltmaya yönelik farkındalık
çalışmaları yapılmalıdır.