KEŞMİR’DE KRALLAR ELİYLE YÜKSELEN BUDİZM


Creative Commons License

Durak N., Şeker S.

ANASAY, cilt.1, sa.33, ss.1-11, 2026 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 1 Sayı: 33
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.33404/anasay.1784864
  • Dergi Adı: ANASAY
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Central & Eastern European Academic Source (CEEAS), MLA - Modern Language Association Database
  • Sayfa Sayıları: ss.1-11
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Keşmir sahip olduğu coğrafi konumuyla geçmişten günümüze siyasi, askeri, dini ve ticari hadiselere ev sahipliği yapması ve farklı dinî unsurları bünyesinde bulundurması sebebiyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Günümüzde nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Keşmir’de, tarihsel süreç içerisinde sırasıyla Naga, Budizm, Hinduizm ve İslamiyet gibi din ve inanışlar hâkim olmuştur. Bu inanışlar arasında özellikle Budizm, Keşmir’de hayat bulmuş ve dünyanın birçok yerine de buradan yayılmıştır. Hindistan’da farklı dönemlerde hüküm sürmüş olan Maurya Kralı Aşoka (MÖ.273 veya MÖ. 269-232) ve Kuşan Kralı Kanişka’nın (MS. 78-120) Keşmir’e hâkim oldukları yıllarda, Budizm’in yayılması yolundaki çabaları ve hâkimiyetleri döneminde yapılan Budist konsillerin, Budizm tarihi açısından önemi dikkate değerdir. Önceleri Hinduizm’in savunucularından iken zaman içerisinde tanıştığı Budist bir keşişin etkisiyle Budizm’i benimseyen Aşoka, kendisini Budizm’in yayılmasına adamış, hâkimiyet kurduğu yerlere bizzat kendisi giderken civar ülkelere de misyonerlerini göndermek suretiyle Budizm’in geniş coğrafyalarda yayılmasına öncülük etmiştir. Benzer şekilde, iktidarının ilk yıllarında Budist olmayan Kuşan Kralı Kanişka da zamanla Budizm’e yakınlık duyarken bu inanışın yayılması için Keşmirli rahipleri himaye etmiştir. Bu dönemde farklı hükümdarların, Budizm’in yayılmasına yönelik faaliyetlerinin tesiri yüzyıllar boyunca Keşmir ve çevresinin sosyo-kültürel dokusunu da derinden etkilemiştir. Bütün bu hususlarla birlikte ülkenin dini coğrafyasının şekillenmesinde Budist konsilleri ve bunların önemi çalışmamızda izah edilmektedir.