Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Yumuşak Güç Mimarisi TİKA, YTB ve YEE


Güven M. E.

Türkiye Yüzyılında Kültür ve Turizm Hamlesi, YALÇIN ABDULLAH KUTALMIŞ, Editör, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı - Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Ankara, ss.825-841, 2026

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2026
  • Yayınevi: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı - Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Sayfa Sayıları: ss.825-841
  • Editörler: YALÇIN ABDULLAH KUTALMIŞ, Editör
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Uluslararası sistemin dinamikleri, 21. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren köklü bir dönüşüm geçirmiş ve uluslararası rekabetin ve işbirliğinin parametreleri yeniden tanımlanmıştır. Geçmiş yüzyıllarda yalnızca top, tüfek, sanayi kapasitesi ve insan gücüyle ölçülen kaba güç denklemleri, öngörülebilirliğin azaldığı ve küresel belirsizliklerin arttığı çok (f)aktörlü günümüz küresel dünyasında geçerliliğini yitirmese de tek başına yeterliliğini kaybetmeye başlamıştır. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte sınırların silindiği ve algıların da gerçekler kadar etkili olduğu bu yeni çağda (post-truth), devletlerin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkileri, güç/denge arayışları ve etki kapasiteleri artık farklı terazi kefelerinde tartılmaktadır. Bir ülkenin sahip olduğu kültürel derinlik, inşa ettiği insani değerler, kriz anlarında dünyanın öbür ucuna uzatabildiği yardım eli ve kurduğu gönül köprüleri, o ülkenin yumuşak güç kapasitesini belirleyen asli unsurlar haline gelmiştir. Bu dönemde devletler, maddi ve askeri unsurlara, sert güç araçlarına (hard power) bağlı olarak şekillenen klasik diplomasi anlayışının ötesinde siyasi, kültürel ve insani değerler ve dış politika üzerinden inşa edilen (Nye, 2004: 11) yumuşak güç (soft power) stratejileri ekseninde kamu diplomasisi pratiklerini ön plana çıkarmaktadırlar. Bu yeni düzende Türkiye Cumhuriyeti, köklü tarihsel ve kültürel mirası, benzersiz jeostratejik konumu ve dinamik beşerî sermayesiyle bölgesel bir aktör olma rolünün ötesinde küresel sürdürülebilir barış ve istikrara katkı sunmakta ve kendine özgü bir dış politika anlayışıyla insan odaklı bir paradigma inşa etmektedir.