Fadlullah b. Hasan et-Tûribiştî’nin el-Müyesser Fî Şerhi Mesâbîhi’s-Sünne Adlı Eserinde Hadis Şerh Metodu


Creative Commons License

Yıldırım S.

ŞIRNAK UNIVERSITY JOURNAL OF DIVINITY FACULTY, cilt.0, sa.26, ss.312-338, 2021 (Hakemli Dergi) identifier identifier

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 0 Sayı: 26
  • Basım Tarihi: 2021
  • Doi Numarası: 10.35415/sirnakifd.858396
  • Dergi Adı: ŞIRNAK UNIVERSITY JOURNAL OF DIVINITY FACULTY
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Academic Search Premier, Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.312-338
  • Anahtar Kelimeler: Hadith, Begavi, el-Muyesser, Mesabihu's-sunna, Method, Commentary, Turibishti
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Kimi yazarlar eserleriyle tarihte gıpta edilecek bir konuma erişmişlerdir. Yazmış olduğu eserle İslam tarihine mal olan bu yazarlardan birisi de Begavî’dir. Mesâbîhü’s-sünne adlı eseri ona “Muhyi’s-sünne” lakabını kazandırmıştır. O, muteber hadis kaynaklarından senedlerini hazfederek 4719 hadis seçmiş ve bunları bablara ayırmıştır. Buhârî ve Müslim’de geçen hadisleri “sıhâh”, diğer hadis kaynaklarında yer alan hadisleri ise “hısân” başlığı altında zikretmiştir. Esere özgü bu tertib biçimi bazı âlimler tarafından oldukça beğenilmiş, teveccüh görmüş ve eser üzerinde onlarca çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların ilki ve en önemlilerinden biri zengin içerikli şerhlerden sayılan Ebû Abdillah et-Tûribiştî’ye ait el-Müyesser fî şerhi Mesâbîhi’s-sünne’dir. Tûribiştî, eserine bir mukaddime yazarak başlamış ve burada şerhin yazılış amacının izaha muhtaç olan hadisleri açıklamak, ehil olmayanlar tarafından Mesâbîh’te yapılan birtakım tahrifatları bertaraf etmek olduğunu dile getirmiştir. Müellif, hadisleri şerh ederken başta garibü’l-hadis eserleri olmak üzere önceki kaynaklardan azamî derece yararlanmıştır. Şerhinde kolay ve anlaşılabilir bir yöntem takip eden Tûribiştî bu çerçevede sahâbe râvîleri ile ilgili kısa ve tanıtıcı bilgiler vermiş, onların birtakım özelliklerini zikretmiş, rivayet ettikleri hadislerin sayısı hakkında bilgi vermiş, isimlerinde veya nisbetlerindeki ihtilafa değinmiş, hadis metinlerinde ismi müphem olarak bırakılan kişilerin kim olduğunu tespit etmeye çalışmış, Mesâbîh’te râvî isimlerinde meydana gelen tahrifatları düzeltmiştir. Kimi zamanda bazı hadislerin senedleri ile ilgili birtakım bilgiler veren müellif, Mesâbîh’te muhtasar olarak geçen rivayetlerin tamamını zikretmiştir. Rivayetleri temel hadis kaynaklarında geçen metinleriyle tespit etmeyi önemsemiş, Begavî’nin, Kütüb-i sitte müelliflerinden farklı olarak aktardığı bazı hadis lafızlarının bu kaynaklardaki farklı biçimine yer vermiştir. Müellif, şerhinde hadisleri dil yönünden analize tabi tutup kelime ve cümle tahlilleri yapmıştır. Lugavî tahliller yaparken Arap dilcilerinin görüşlerine, meşhur şairlerin şiirlerine müracaat etmiştir. Hadislerle de istişhadda bulunan Tûribiştî, bir kelimenin hadislerde geçmesini onun Arap dilindeki varlığına delil kabul etmiş, semantik ve gramatik tahlillere başvurmuş, hadislerde geçen kinâye, teşbih, istiâre ve mecaz gibi edebî sanatları da izah etmiştir. Hadislerin içerik tahlillerinde mana ve maksadı öncelemiş, hadislerin ihtiva ettiği mana ve maksadın ihmal edilmesine sebebiyet veren lafızcı tutumun birçok yanlışın önünü açacağına dikkat çekmiştir. Bu bağlamda Hz. Peygamber’in (sav) bazı fiillerinin ihtiva ettiği hikmetlere işaret etmiş, zahiri manayı, tevile tercih etmiş, mümkün olduğu sürece tevile gitmeyi uygun görmemiştir. Tûribiştî, hadisleri şerh ederken hadis-ayet, hadis-sünnet bütünlüğünü gözetmiştir. Hadisler arasında tearuzun giderilmesinde veya hadisler arasındaki neshin tespitinde ihtilâfu’l-hadis’in kaidelerine müracaat etmiştir. Mümkün mertebe bu tür rivayetlerin arasını cem ve telif etme cihetine gitmiştir. Fıkhi konularda ehl-i hadisin metodunu takip eden müellif, herhangi bir mezhebe mutaassıp olmaktan geri durmuş, taassuptan Allah’a sığınmıştır. Bir mezhebin tarafında görünmemek için yorumlarında azami derecede hassasiyet göstermiştir. Kelam ilminde derin vukufiyete sahip olan müellif, eserinde yeri geldikçe kelâmî konulara girmiş ve bu hususta cumhur-i ulemayı takip etmiştir. Bununla birlikte bazı kelâmî konularda ehl-i hadisin görüşlerini tercih etmiştir. Selefin Allah’ın sıfatları ile ilgili müteşâbih hadislerin insanların niteliklerini çağrıştıracak şekilde tevil etmeyi doğru bulmadıklarını, müteşâbihât hakkında herhangi bir keyfiyet belirtmekten kaçınıp asıl anlamı Allah’a havale etmeyi en sağlam yol gördüklerini dile getirmiştir. Müellif, bazı hadislerin şerhinde tasavvufî yorumlara değinmiş ve ehl-i tasavvufun yaklaşımlarını zikrederek onları övmüştür. Bir taraftan ehl-i tasavvufu överken diğer taraftan onların yapmış olduğu bazı yorumların naslara aykırı düştüğünü dile getirmekten de kaçınmamıştır.

Some authors have reached an enviable position in history with their works. Begavî is one of these authors, who belonged to the history of Islam with his work. His work named Mesâbîhü’s-sunna earned him the nickname “Muhyi’s-sunna”. He chose 4719 hadiths from the reliable hadith sources and divided them into compartmentalized. He mentions the hadiths mentioned in Bukhari and Muslim under the title of "sihah" and the hadiths in other hadith sources under the heading "hısan". This arrangement specific to the work was highly appreciated by some scholars and dozens of studies have been made on the work. One of the first and most important of these studies is the fî commentary Mesabîhi’s-sunna of Abu Abdillah et- Tûribishti, which is considered to be one of the richest commentaries. Tûribishti started his work by writing a preface and stated that the purpose of writing the commentary here was to explain the hadiths that need explanation and to eliminate some distortions made by those who are not competent in Mesabîh. While explaining the hadiths, the author made maximum use of previous sources, especially the Garibü'l-hadith works. Following an easy and understandable method in his commentary, Tûribishti gave brief and introductory information about the Companions' narrators in this framework, tried to determine who the people whose names were left ambiguous in the hadith texts were, and mentioned all of the narrations mentioned as The author analyzed the hadiths in terms of language and analyzed words and sentences in his commentary. While doing his analyzes, Lugavî made reference to the views of Arab linguists and the poems of famous poets. Tûribishti, who also made a consultation with hadiths, accepted the use of a word in hadiths as evidence for its existence in the Arabic language, applied semantic and grammatical analyzes, and explained literary arts such as, simile, and mecaz in hadiths. He prioritized the meaning and purpose in the content analysis of hadiths, and drew attention to the fact that the attitude that causes the neglect of the meaning and purpose contained in the hadiths will pave the way for many mistakes. While explaining hadiths, Tûribishti observed the integrity of hadith-verse, hadith-sunnah. He referred to the rules of the hadith in eliminating the distortion between hadiths or determining the abrogation between hadiths. As far as possible, among these narrations, he went to the point of collecting. The author, following the method of the ahl al-hadith in fiqh issues, refrained from converting to any sect and took refuge in Allah from fanaticism. In order not to be seen on the side of a sect, he showed the utmost sensitivity in his comments. The author, who has a deep knowledge in the science of kalam, entered theological issues in his work and followed the Islamic scholars on this issue. However, he preferred the views of Ahl al-Hadith on some theological issues. The author mentioned Sufistic interpretations in the commentary of some hadiths and praised them by mentioning the approaches of the people of Sufism. While Tûribishti benefited from the previous acquis, many hadith commentators, especially Bukhari and Masâbîh commentators, also benefited from him.