UYGULAMADA MALVARLIĞINA KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA MEŞRU SAVUNMANIN TATBİKİ


Bilge B.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Uluslararası Hukuk Kongresi, Konya, Türkiye, 23 - 25 Mayıs 2025, ss.1-2, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Konya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1-2
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

765 sayılı TCK’nın 49/2’nci maddesinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenen meşru savunma, 5237 sayılı TCK’nın 25/1’inci maddesinde de hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. Mezkûr kanunlardaki ilgili düzenlemeler arasındaki en önemli fark meşru savunma yoluyla korunan hakkın niteliğine ilişkindir. Bunun dışındaki koşullar açısından yerleşik uygulama ile eski Kanundaki düzenleme arasında esaslı bir fark bulunmamaktadır. 765 sayılı Kanuna göre bireysel haklardan yalnızca bazıları meşru savunma kapsamında korunabilmekteydi. Bu haklar hayat hakkı, vücut dokunulmazlığı ve cinsel dokunulmazlıktı. Meşru savunma kapsamındaki korumayı yalnızca bu haklar ile sınırlandıran düşünceler, bahsi geçen haklara yönelik saldırılar neticesinde doğacak zararların telafisinin mümkün olmadığını ve dolayısıyla savunmanın kaçınılmaz olduğunu oysa diğer haklara ve malvarlığı hakkına yönelik saldırıların sebep olacağı zararların ilgili makamlara bildirilmek suretiyle telafisinin mümkün olduğunu böylece saldırganın öldürülmesi derecesinde vahamet arz etmediğini ifade etmektedirler. 765 s. Kanundaki korunan hakkın niteliğine ilişkin düzenlemenin meşru savunmanın niteliği göz önüne alındığında doğru olmadığı genel olarak kabul edilmekteydi. 5237 sayılı TCK’da ise bu eksiklik giderilmiş ve meşru savunmanın “hukuken korunmuş her türlü hakka yönelik gerçekleştirilen saldırılara karşı” olabileceği kabul edilmiştir. 5237 s. Kanun sistematiğine göre, malvarlığı haklarına yönelik saldırılara karşı orantılı olmak koşuluyla meşru savunmanın tatbik edilmesi gerektiği izahtan varestedir. Ancak konuya ilişkin bazı sorunlar mevcuttur. Evvela esaslı meselelerden bir tanesi olarak uygulamada 765 s. TCK’dan kalma bir anlayışla malvarlığına yönelik suçlarda meşru savunmanın tatbikinden ya imtina edilmekte ya da meşru savunmanın şartları gerçekleşmiş olmasına rağmen sınırın aşılmasına ilişkin hükümler tatbik edilmektedir. Yüksek mahkeme kararları incelendiğinde bu argümanı destekler nitelikte ve nicelikte içtihatlara rasgelmek mümkündür. Meselelerden bir diğeri de malvarlığına yönelik saldırının defedilmesi sırasında savunma maksadıyla kullanılan güç neticesinde ölüm sonucunun meydana gelmesi halinde meşru savunmanın kabul edilip edilmeyeceğidir. Başka bir ifadeyle söz konusu hakkın haksız bir saldırıya karşı savunulması karşısında hayat hakkının ihlalinin mümkün olup olmayacağı bu noktada tartışılması gereken meselelerden biri olarak görülmektedir. İşte çalışmamızın amacı bahsi geçen hakkın korunması noktasında zikredilen sorunların izahı ve çözümüne ilişkin bir takım hukuki gerekçeler ortaya koymaktır.