XIX. yüzyıl boyunca İngiltere ve Rusya’nın nüfuz mücadelesine sahne olan İran, bu güçlerin elinde yarı sömürge durumuna düşmüştü. Bu güçlere karşı dengeleyici üçüncü bir aktör arayışına giren İran, 1871’de milli birliğini sağlayarak tarih sahnesine çıkan Almanya’yı potansiyel bir müttefik olarak değerlendirmiştir. Ancak İran’ın Almanya ile yakınlaşma çabalarına rağmen Almanya, Prens Bismarck’ın ölümüne kadar Avrupa’daki siyasi denklemi lehine çevirme politikasına yoğunlaştığı için Avrupa haricindeki bölgelerle çok ilgilenmemiştir. 1890’dan sonra Prens Bismarck’ın dengeci ve uzlaşıyı esas alan rasyonel dış politikasını terk eden Almanya, genişleme siyasetini esas alınca özellikle bu dönemde henüz sömürgeleştirilmemiş zengin kaynaklara sahip imparatorluklara yönelmiştir. Bu çerçevede nüfuz alanı olarak Osmanlı ve İran devletlerine yönelen Almanya bu bölgelerde askerî güçten ziyade yumuşak gücüyle nüfuz etmeye çalışmıştır. Osmanlı Devleti’ne karşı takip etmiş olduğu siyasetin bir uzantısı olarak İran ile ilgilenen Almanya, özellikle İran’ın güney limanlarında ticaret ağları kurmuş, eğitim, demiryolu inşası ve maden çıkarma gibi alanlarda faaliyet göstermeye çalışmıştır. İran, Almanya’yı bağımsızlık mücadelesinde destekleyici bir güç olarak değerlendirip bu bağlamda siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliğini geliştirirken buna mukabil Almanya, ilişkilere konjonktürel yaklaşmıştır. Almanya’nın İran politikası, stratejik bir ittifaktan ziyade dönemin koşullarına dayalı ekonomik çıkarları odağına alan bir politikaydı. Almanya’nın İran’daki faaliyetleri, İngiltere ve Rusya’nın tepkisine yol açıp iki gücü Almanya’ya karşı ittifak kurmaya zorlamış olsa da Almanya bu güçlerle karşı karşıya gelmemek için temkinli bir siyaset izlemiştir. Hatta Almanya siyasi ve askeri olarak bu güçleri rahatsız etmemek adına İran ile imzaladığı anlaşmaların gereklerine bile uymamıştır. Sonuç olarak Almanya’nın İran’daki nüfuz mücadelesinin ekonomik kazanımlarla sınırlı kaldığı ve İran’ın siyasi bağımsızlığına doğrudan bir katkı sağlayamadığı görülmüştür. Bu çalışma tarihsel araştırma ve dokümantasyon yöntemi ile kaleme alınmıştır.
Iran, which was the scene of the struggle for influence between Britain and Russia throughout the 19th century, had become a semi-colony in the hands of these powers. Seeking a third actor to counterbalance these powers, Iran considered Germany, which emerged on the stage of history after achieving national unity in 1871, as a potential ally. However, despite Iran's efforts to rapprochement with Germany, Germany was not very interested in the regions outside of Europe as it concentrated on the policy of turning the political equation in Europe in its favour until the death of Prince Bismarck. After 1890, Germany abandoned Prince Bismarck's rational foreign policy based on balancing and compromise, and turned towards empires has with rich resources that had not yet been colonised. In this framework, Germany, which turned towards the Ottoman and Iranian states as an area of influence, tried to influence these regions with its soft power rather than military power. Germany, which was interested in Iran as an extension of its policy towards the Ottoman Empire, established trade networks especially in the southern ports of Iran and tried to operate in areas such as education, railway construction and mining. While Iran considered Germany as a supportive power in its struggle for independence and developed political, economic and cultural cooperation in this context, Germany, on the other hand, approached the relations conjuncturally. Germany's Iran policy was centred on economic interests based on the conditions of the period rather than a strategic alliance. Although Germany's activities in Iran provoked the reaction of Britain and Russia and forced the two powers to form an alliance against Germany, Germany followed a cautious policy in order to avoid confrontation with these powers. In fact, Germany did not even comply with the requirements of the agreements it signed with Iran in order not to disturb these powers politically and militarily. As a result, it was observed that Germany's struggle for influence in Iran was limited to economic gains and could not directly contribute to Iran's political independence. This study is based on historical research and documentation method.