Searle’ün Dil ve Bilinç Anlayışından Hareketle Arrival Filmine Bir Bakış
SineFilozofi, cilt.21, ss.118-129, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 21
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.31122/sinefilozofi.1709138
- Dergi Adı: SineFilozofi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.118-129
- İnönü Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makale, Denis Villeneuve’ün Arrival (2016) adlı bilim kurgu filmi ile John Searle’ün dil felsefesi arasında kurulan felsefi ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Filmde dilbilimci Louise Banks’in uzaylı bir tür olan heptapodlarla kurduğu iletişim süreci, yalnızca bir çeviri faaliyeti değil, zihinsel ve varoluşsal bir dönüşüm olarak sunulmaktadır. Bu dönüşüm, Searle’ün konuşma edimi kuramı, yönelimsellik kavramı ve özellikle Çin Odası Deneyi ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Searle’e göre anlam, sembollerin biçimsel işlenişinden ziyade, konuşanın zihinsel içeriği ve bağlamsal niyetiyle ortaya çıkar. Arrival filminde ise Louise, heptapod dilini çözümleyen bir özneden öte, o dilin zaman algısını ve anlam dünyasını deneyimleyen bir özneye dönüşmektedir. Bu bağlamda film, Searle’ün “anlamın zihinsiz sistemlerde üretilemeyeceği” tezini sinematografik olarak somutlaştırır. Ayrıca dilin salt iletişim yönünden farklı olarak, bilinç ve zaman algısını kuran bir yapı gibi işlev gördüğü savunulmaktadır. Çalışma, anlam, bilinç ve dil ilişkisini felsefi ve fenomenolojik düzlemde sorgulayarak, Arrival’ı bir bilim kurgu anlatısı olmaktan öte, derin bir bilinç ve dil metaforu olarak yorumlamaktadır.