Fenomenolojik Perspektiften Yapay Zekâya Bakış: Yönelimsellik, Beden ve Çerçeve Problemi


Creative Commons License

Bekalp B.

MetaZihin: Yapay Zeka ve Zihin Felsefesi Dergisi, cilt.8, ss.25-56, 2025 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 8
  • Basım Tarihi: 2025
  • Dergi Adı: MetaZihin: Yapay Zeka ve Zihin Felsefesi Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Asos İndeks
  • Sayfa Sayıları: ss.25-56
  • İnönü Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma, yapay zekâ (YZ) alanındaki temsilci ve indirgemeci yaklaşımların insan bilincinin karmaşıklığını açıklamadaki yetersizliklerini, fenomenolojik bir perspektiften incelemektedir. Bilinci kurallara dayalı bilgi işleme süreçleriyle tanımlayan mevcut YZ modelleri, anlam üretiminin öznel, bağlamsal ve bedenlenmiş doğasını göz ardı etmektedir. Çalışmada, Husserl’in yönelimsellik kuramı temel alınarak bilincin dünyaya yönelimli yapısı tartışılmış, anlam üretiminin yalnızca sembolik temsiller yoluyla değil, öznelerarası ve bağlamsal deneyimle şekillendiği gösterilmiştir. Heidegger’in dünya-içinde-varlık anlayışı, insanın tarihsel ve kültürel bağlamlar içinde dünyayla kurduğu anlamlı ilişkileri açıklamak için kullanılmıştır. Merleau-Ponty’nin bedenlenmiş bilinç yaklaşımı ise algının ve bilincin bedenin çevreyle kurduğu sürekli etkileşimler yoluyla şekillendiğini vurgulamaktadır. Hubert L. Dreyfus’un fenomenolojik eleştirileri, özellikle yapay zekâ sistemlerinin bilgi işleme kapasiteleri ile insan bilincinin dünyayla kurduğu anlamlı ilişkiler arasındaki farkları ortaya koymak açısından çalışmanın önemli bir dayanağıdır. Dreyfus’un analizleri, temsilci yapay zekâ modellerinin neden çerçeve problemi gibi temel sınırlılıklarla karşılaştığını açıklamak için değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, fenomenolojik yaklaşımın, yapay zekâ araştırmalarında insan bilincinin indirgenemez özelliklerini kavramada ve mevcut modellerin sınırlarını tartışmada önemli bir kuramsal araç sunduğu ileri sürülmektedir.

Bu çalışma, yapay zekâ (YZ) alanındaki temsilci ve indirgemeci yaklaşımların insan bilincinin karmaşıklığını açıklamadaki yetersizliklerini, fenomenolojik bir perspektiften incelemektedir. Bilinci kurallara dayalı bilgi işleme süreçleriyle tanımlayan mevcut YZ modelleri, anlam üretiminin öznel, bağlamsal ve bedenlenmiş doğasını göz ardı etmektedir. Çalışmada, Husserl’in yönelimsellik kuramı temel alınarak bilincin dünyaya yönelimli yapısı tartışılmış, anlam üretiminin yalnızca sembolik temsiller yoluyla değil, öznelerarası ve bağlamsal deneyimle şekillendiği gösterilmiştir. Heidegger’in dünya-içinde-varlık anlayışı, insanın tarihsel ve kültürel bağlamlar içinde dünyayla kurduğu anlamlı ilişkileri açıklamak için kullanılmıştır. Merleau-Ponty’nin bedenlenmiş bilinç yaklaşımı ise algının ve bilincin bedenin çevreyle kurduğu sürekli etkileşimler yoluyla şekillendiğini vurgulamaktadır. Hubert L. Dreyfus’un fenomenolojik eleştirileri, özellikle yapay zekâ sistemlerinin bilgi işleme kapasiteleri ile insan bilincinin dünyayla kurduğu anlamlı ilişkiler arasındaki farkları ortaya koymak açısından çalışmanın önemli bir dayanağıdır. Dreyfus’un analizleri, temsilci yapay zekâ modellerinin neden çerçeve problemi gibi temel sınırlılıklarla karşılaştığını açıklamak için değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, fenomenolojik yaklaşımın, yapay zekâ araştırmalarında insan bilincinin indirgenemez özelliklerini kavramada ve mevcut modellerin sınırlarını tartışmada önemli bir kuramsal araç sunduğu ileri sürülmektedir.