Hiperkolesterolemik farelere probiyotik ve D-tagatozun sinbiyotik olarak verilmesinin metabolik parametreler ve bağırsak mikrobiyotası üzerine etkisi
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik, Türkiye
Tez Danışmanı: Emine Dinçer; Nalan Hakime Noğay
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Hiperkolesterolemi tedavisinde farmakolojik ajanlara kıyasla yan etki içermeyen ve daha düşük maliyetli alternatif terapötik ajan arayışları yoğun bir şekilde devam etmektedir. Son yıllarda probiyotik bakterilerin ve prebiyotiklerin birlikte kullanıldığı sinbiyotik uygulamalar ise kolesterol düşürücü etkiye sahip potansiyel biyoterapötikler olarak ön plana çıkmıştır. Mevcut çalışmanın amacı hiperkolesterolemi tablosu oluşturulmuş farelerde ilk defa sinbiyotik olarak kullanılan Lacticaseibacillus casei ATCC 393 suşu ile d-tagatozun serum lipit ve kolesterol parametreleri ile bağırsak mikrobiyota örüntüsü üzerine etkilerini araştırmaktır. Farelerde hiperkolesterolemi tablosu yüksek yağlı ve yüksek kolesterollü (YYYK) yemle beslenme sonucu indüklenmiştir. Fareler herhangi bir uygulamanın bulunmadığı negatif ve pozitif kontrol (hiperkolesterolemik kontrol) grupları ile probiyotik, prebiyotik ve sinbiyotik uygulamalarının olduğu toplamda beş gruba ayrılmıştır. Toplamda on iki hafta süren çalışma periyodunun son dört haftasında; probiyotik, prebiyotik ve sinbiyotik uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Karaciğer doku kesitlerinin histolojik analizi sonucu mikroveziküler steatozis skorunun ve IL-6 immünoreaktive sonucunun yalnızca sinbiyotik grubunda anlamlı düşüş sergilediği görülmüştür (p<0.05). Serum ALB, ALT, AST ve VLDL-K düzeylerinin probiyotik, prebiyotik ve sinbiyotik uygulamalarında değişmediği (p>0.05); serum TK düzeyinin ise yalnızca sinbiyotik grubunda önemli miktarda azaldığı saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca serum HDL-K düzeyinin prebiyotik ve sinbiyotik gruplarında, serum TG düzeyinin ise yalnızca prebiyotik grubunda anlamlı şekilde azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Feçes örneklerinin analizi sonucu; uygulamaların bakteriyel türlerin toplam çeşitlilik ve zenginliğinde anlamlı bir artışa yol açmadığı (p>0.05) fakat bazı taksonomik öğelerin düzeylerini değiştirerek bağırsak mikrobiyota örüntüsünü düzenlediği bulunmuştur. Sinbiyotik grubunda endotoksin salgılayan bakterileri içeren Pseudomonadota filumu ve Desulfovibrionaceae ailesi miktarının önemli oranda düştüğü gösterilmiştir (p<0.05). Bununla birlikte sinbiyotik grubunda hiperkolesterolemi tablosunda bağırsak mikrobiyotasında artış gösterdiği bilinen Oscillospira ile patojenik karakterdeki Clostridium cinsinin azaldığı da belirlenmiştir (p<0.05). Öte yandan kısa zincirli yağ asitleri (KZYA) fermantasyonunda önemli rol oynayan Coprococcus cinsi miktarının ise sinbiyotik tüketimi sonucu önemli düzeyde yükseldiği bulunmuştur (p<0.05). Serum TK düzeyleriyle Streptococcus cinsi bakteriler arasında orta düzeyde ve pozitif yönde korelasyon; Lactobacillus cinsi arasında ise orta düzeyde ve negatif yönlü korelasyon olduğu belirlenmiĢtir (p<0.05). Bu çalışmayla ilk defa birlikte kullanılan Lacticaseibacillus casei ATCC 393 suşu ve d-tagatozun kolesterol düşürücü etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Sinbiyotik uygulamasının hepatositlerde lipit birikimiyle inflamasyonu azalttığı ve buna ek olarak bağırsak mikrobiyota örüntüsündeki disbiyozis tablosunu düzelttiği görülmüştür. Tüm bu sonuçlar hiperkolesterolemi tedavisinde değerlendirildiğinde; Lacticaseibacillus casei ATCC 393 suşu ile d-tagatozun sinbiyotik olarak kullanımının alternatif terapötik ajan potansiyeli taşıdığı ortaya çıkmıştır.
Anahtar Kelimeler: Bağırsak Mikrobiyotası; D-tagatoz; Hiperkolesterolemi; Probiyotik; Sinbiyotik.