Akademik personelin işkoliklik ve narsistik kişilik özellikleri arasındaki ilişki: İnönü Üniversitesi'nde bir araştırma


Dr. Öğr. Üyesi AHMET TAŞHAN

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Malatya Meslek Yüksekokulu, Yönetim ve Organizasyon, Türkiye

Tez Danışmanı: Lutfiye Özdemir

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Çalışanların zihinsel olarak işi düşünmesi ve davranışsal olarak aşırı çalışması şeklinde ifade edebileceğimiz işkoliklik son yıllarda yönetim ve organizasyon alanında dikkat çeken kavramlardan biri haline gelmiştir. Modern çalışma hayatının sahip olduğu koşulların ve çalışanların şahsın ortaya çıkabilecek bazı faktörler sonucunda çalışanların işkoliklik davranışları sergiledikleri görülmektedir. İşyerinde belli çalışan davranışlarının ortaya çıkışında kişisel özelliklerin bir etkisi bulunmaktadır. Narsisizm; başkalarını değersiz görme, kendilerini başkalarından üstün görme, kendi çıkarını gözetme, kibirli olma, büyüklenmeci ve şişirilmiş benlik görüşü barındırma eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Narsisizmin çalışma hayatında işkoliklik davranışı ile ilişkisinin ortaya konulması, ilgili ana bilim dalına literatür açısından bir katkı sunulması bu çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, akademisyenlerin işkoliklik ile narsistik kişilik özelliklerinin birbirleriyle olan ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, işkoliklik ve narsistik kişilik özelliklerinin bazı sosyo-demografik niteliklere göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın anakütlesi, İnönü Üniversitesi fakülte ve yüksekokullarında görev yapan 1442 akademik personelden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi 388 akademisyenden meydana gelmektedir. Araştırmada veriler, akademisyenlerin sosyo-demografik niteliklerine ilişkin sorular, Hollanda İş Bağımlılığı Ölçeği Türkçe Formu (Dutch Work Addiction Scale-DUWAS-TR) ve Narsistik Kişilik Envanteri (NKE) ölçeği kullanılarak anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiş olup, örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme metodu tercih edilmiştir. Verilerin istatistiki değerlendirmesinde Açıklayıcı Faktör Analizleri (AFA), Cronbach Alfa güvenirlik analizi, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA ve Tukey HSD testleri kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre, 35 yaş ve altında olan akademisyenlerin diğer yaş gruplarına göre daha fazla "aşırı çalıştıkları", kompulsif çalışmanın erkeklerde kadınlara göre daha fazla olduğu ve bekarların evli olanlara göre daha fazla işkolik oldukları saptanmıştır (p< 0.05). Akademisyenlerin ailede kaçıncı çocuk oldukları, eğitim düzeyi, gelir durumu, idari görev olma durumu, akademisyen olarak çalışma süresi ve akademik unvana göre işkoliklik özelliğinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p> 0.05). Araştırmada 36-50 yaş grubunda olan akademisyenlerin, 51 ve üzerinde olanlara göre, erkeklerin kadınlara göre kendini beğenme eğilimlerinin, erkeklerin kadınlara göre kendine yeterlilik eğilimlerinin daha fazla olduğu görülmektedir (p< 0.05). Yüksek lisans eğitim düzeyine sahip akademisyenlerin doktora eğitim düzeyine sahip olanlara göre daha fazla hak iddia etme eğilimi gösterdiği görülmektedir (p<0.05). Ayrıca bekarların, evlilere, yüksek lisans eğitim düzeyine sahip akademisyenlerin doktora eğitim düzeyine sahip olanlara, öğretim görevlisi unvanına sahip akademisyenlerin "Doç. Dr." ve "Prof. Dr." unvanına sahip akademisyenlere, 1-5 yıllık çalışma deneyimi olan akademisyenlerin, 5-10 yılllık çalışma deneyimi olanlara göre daha fazla üstünlük eğilimi içerisinde oldukları saptanmıştır (p<0.05). Akademisyenlerin NKE toplam puanında ve tüm alt boyutlarında idari görev, gelir durumu ve ailede kaçıncı çocuk olma durumuna göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p> 0.05). NKE alt boyutları ile işkoliklik ölçeği kompulsif çalışma ve aşırı çalışma alt boyutları arasında çok zayıftan zayıfa doğru farklı düzeylerde ilişki tespit edilirken (p<0.05), NKE hak iddia etme ve sömürücülük alt boyutu ile kompulsif çalışma arasında ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Araştırmada, medeni duruma göre akademisyenlerin işkoliklik özelliğinde anlamlı bir farklılık (p< 0.05) tespit edilmiştir. Sosyo-demografik niteliklere göre narsistik kişilik özelliklerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Son olarak, akademik personelin işkoliklik ile narsistik kişilik özellikleri arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, çalışma üç bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde, işkoliklik kavramı üzerinde durulmuş ve literatüründe yardımıyla konu kapsamlı şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, kişilik kavramı ile bir kişilik özelliği olan narsisizm kavramı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise sözkonusu değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik olarak bir uygulama yapılmıştır.