Konjenital üreteropelvik bileşke darliğinincerrahi endi̇kasyonlarin belirlenmesi vetakibi̇nde biyobeli̇rteçlerin yeri
Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tez Danışmanı: Turan Yıldız
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Konjenital Üreteropelvik Bileşke Darlığının Cerrahi Endikasyonların Belirlenmesi ve Takibinde Biyobelirteçlerin Yeri Giriş: Üreteropelvik bileşke darlığı (UPBD), idrarın renal pelvisten üretere tam veya kısmi geçişinin engellendiği bir durumdur ve düşük dereceli geçici dilatasyonlardan kalıcı renal hasara kadar değişen sonuçlar doğurabilir. UPBD'nin tanı ve takibi için üriner ultrasonografi ve nükleer sintigrafi önemlidir. Ancak, bu testlerin kısıtlılıkları nedeniyle hastaların tanı ve tedavisinde gecikmeler ve takiplerinde renal hasar meydana gelebilir. Çalışmamızın amacı, UPBD tanısı almış hastaların tanı, tedavi ve cerrahi sonrası takiplerinde kişisel farklılıkların olmadığı biyobelirteçlerin etkinliğini belirlemektir. Materyal ve Metot: 2019-2022 yılları arasında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Kliniği'nde UPBD tanısı alan, takip edilen ve tedavisi yapılan 54 hasta ile 10 kontrol grubu çocuğun verileri prospektif olarak değerlendirildi. Antenatal hidronefroz saptanan yenidoğan bebekler ve annelerinin idrarında BK polyomavirüs araştırıldı. Hastalar SFU gruplaması ve tedavi gruplamasına göre ayrıldı ve kanda oksidatif stres indeksi, thiol, disülfit, TNF-α, TGF-β, Pentraxin-3 ve Vanin-1, idrarda ise NGAL ölçüldü. Bu sonuçlar hastaların ultrasonografi ve sintigrafi verileriyle karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen hastaların %73,4'ü erkek, %26,6'sı kızdı. Yaş ortalaması 3,164±3 idi. Hem serum total thiol hem de üriner NGAL değerleri, hastaların SFU gruplaması ve tedavi gruplaması ile paralellik gösteriyordu. (Thiol; p=0,02, p=0,0339. NGAL; p=0,007, p=0,0017). Preoperatif sintigrafide DRF'si %40 ve altında olan ve cerrahi ile tam iyileşme görülen 9 hastanın postoperatif vanin-1 değerinde anlamlı artış gözlendi (p=0,008). Sonuç: UPBD'li hastaların gruplandırılmasında ve cerrahi endikasyonlarının belirlenmesinde serum total thiol ve üriner NGAL değerlerinin yol gösterici olabileceğini ve cerrahi sonrası takiplerde ise vanin-1'in klinikte kullanılabilecek bir biyobelirteç olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Ureteropelvik Bileşke Darlığı, Biyomarker, NGAL, Serum Total Thiol, Vanin-1.