Bellekten Dijitale: Şeybânî ve Bâbürlü Minyatürlerinin Tarihi ve Kültürel Dünyası


Durak N. (Yürütücü), Adıgüzel E.

TÜBİTAK Projesi, 3005 - Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı, 2026 - 2028

  • Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
  • Destek Programı: 3005 - Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Yenilikçi Çözümler Araştırma Projeleri Destek Programı
  • Başlama Tarihi: Eylül 2026
  • Bitiş Tarihi: Eylül 2028

Proje Özeti

Küçük boyutlu ve ince işlenmiş resimleri ifade etmekte kullanılan “minyatür” kavramı, köken olarak Latince miniare kelimesine dayanmaktadır. Orta Çağ el yazmalarında kırmızı pigmentle yapılan, süsleme ve boyama teknikleriyle ilişkilendirilen bu kavram, Batı dillerinde özellikle Fransızca miniature biçimiyle yerleşmiş, Türkçede ise “minyatür” olarak kullanılmaya başlanmıştır. Minyatür sanatı, insanlığın bilgi, gözlem ve anlatma ihtiyacının görsel bir ifadesi olarak MÖ III. binyıldan itibaren Mezopotamya ve Mısır’daki resimli papirüslerde ortaya çıkmış; Geç Antik ve Orta Çağ’da Doğu Roma’nın resimli el yazmalarıyla gelişimini sürdürmüştür. Uygur ve Çin resim geleneğinin XIII. yüzyılda Moğol akınlarıyla batıya taşınması, Türkistan ve İran coğrafyasında minyatür sanatının yaygınlaşmasında belirleyici bir rol oynamıştır.

İlhanlı, Timurlu ve Osmanlı saray çevrelerinde gelişen minyatür sanatı, yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda siyasal, kültürel ve tarihsel hafızanın görsel bir taşıyıcısı olmuştur. İlgili minyatürler aynı zamanda yukarıda bahsedilen dönemlerin tanığı olması bakımından kanıtlayıcı bir belge görevi görmektedir. Timurlu mirası üzerine inşa edilen ve XV-XIX. yüzyıllar arasında “tasvir” geleneğiyle anılan Şeybânî ve Bâbürlü minyatürleri, aralarındaki görsel ve kültürel süreklilik bakımından Türk-İslâm sanat tarihinde özel bir yere sahiptir. Timurlu sanat çevresinde yetişen Şeybâni Han (1451-1510) ve Zâhirüddin Muhammed Bâbür’ün (1483-1530) bu geleneği Hindistan’a taşımasıyla, Bâbürlü sarayında yerel kültürel unsurlarla etkileşim içinde yeni bir üslup ortaya çıkmış; özellikle Ekber Şah döneminde üretilen Hamzanâme minyatürleri bu süreklilik ve dönüşüm sürecinin temel görsel kaynakları hâline gelmiştir.

Bu araştırma projesi, Türk-İslâm sanatının iki önemli temsilcisi olan Şeybânî ve Bâbürlü minyatürlerini tarihsel süreklilik ve kültürel aktarım bağlamında karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Projede minyatürler; renk kullanımı, semboller, figür anlayışı, mekân kurgusu ve kompozisyon yapıları açısından sistematik bir çözümlemeye tabi tutulacaktır. Çalışma, yalnızca nitel-görsel okuma ve sanat tarihi yöntemleriyle sınırlı kalmayıp, bilgisayar mühendisliği temelli hesaplamalı görsel analiz ve yapay zekâ yöntemleriyle desteklenen disiplinler arası bir yaklaşımı da benimsemektedir. Bu kapsamda minyatür görselleri, bilgisayarla görme teknikleri kullanılarak otomatik renk dağılımları, doku özellikleri ve kompozisyon yoğunlukları açısından analiz edilecek; elde edilen nicel veriler tarihsel ve kültürel yorumlarla birlikte değerlendirilecektir.

Araştırma sonucunda elde edilen bulgular dijital bir veri tabanına aktarılacak ve bu veri tabanı, minyatürlerin görsel ve anlamsal çözümlemelerine dayanan çevrim içi bir dijital müze altyapısıyla ilişkilendirilecektir. Projenin temel özgünlüğü; Şeybânî ve Bâbürlü minyatür ekollerini beşerî bilimler temelli yorumlayıcı yaklaşımları, hesaplamalı görsel analiz ve Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) verileriyle birleştiren dijital bir müze modeli çerçevesinde ele alarak Türk-İslâm sanat mirasının analiz edilebilir, ölçülebilir ve erişilebilir bir dijital ortamda yeniden kurgulamasında yatmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Minyatür, Özbek, Şeybânî, Bâbür, Ekber, Hamzanâme, Dijital Müze, Dijital Veri Tabanı