Karaciğer nakli sonrası gelişen sepsiste mortalitenin öngörülebilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İnönü Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERTUĞRUL KARABULUT
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): EMRAH OTAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Son dönem kronik karaciğer hastaları için karaciğer nakli kalıcı tedavi olanağı sunan seçkin bir yöntemdir. Karaciğer nakli sonrası erken ve geç dönem mortalite nedenleri arasında sepsis ve sepsisle iliĢkili Çoklu Organ Yetmezliği (ÇOY) önemini korumaktadır. ÇalıĢmamızda, karaciğer nakli sonrası erken dönemde yoğun bakımda yatan sepsis hastalarının klinik ve laboratuvar özelliklerini ve fizyolojik skorlarını inceleyerek bu hasta grubunda mortaliteye etki eden faktörleri ve bunların hastaların prognozunu öngörmedeki yerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Ġnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsünde Ocak 2016–Mart 2017 tarihleri arasında karaciğer nakli yapılan 277 hastanın kayıtları, prospektif olarak kayıt edilen veri bankasından, retrospektif olarak gözden geçirildi. ÇalıĢmaya 18 yaĢından büyük, karaciğer nakli sonrası ilk 90 günlük dönemde sepsis tanısı alıp yoğun bakımda takip edilen ve intravenöz immünglobulin (IVIG) kullanan hastalar dahil edilip, verileri retrospektif olarak incelendi. Prokalsitonin, CRP (C-reaktif Protein), beyaz küre (WBC), trombosit, kreatin gibi laboratuvar parametrelerine ek olarak hasta kayıtları yardımıyla MELD (Model For End-Stage Liver Disease), kesitsel organ yetmezliği değerlendirme (SOFA), hızlı SOFA (qSOFA) ve BasitleĢtirilmiĢ Akut Fizyolojik Skor-2 (SAPS II) skorları hesaplandı. Bulgular: ÇalıĢmaya dahil edilen toplam 32 hastanın 21'i (%65.62) erkek, 11‟i (%34.37) kadın cinsiyet idi. Ortalama yaĢ 47,78±11,7 idi. Demografik özellikler, yoğun bakım nitelikleri, laboratuvar parametreleri ve skorlama sistemleri; mortalite tahminindeki rolleri açısından karĢılaĢtırıldı. serum laktat düzeyi (p=0,03), sodyum düzeyi (p=0,02), 24 saatlik idrar çıkıĢı (p<0,001), GKS (p=0,04), SAPS II skoru (p=0,003), SOFA skoru (p=0,02) ve Acinetobacter enfeksiyonları (p=0,04), mortalite tahmininde, iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Karaciğer nakli endikasyonları, BMI, sepsis tanısı konulduğu gün, MELD skoru, trombosit ve WBC, CRP, prokalsitonin, INR, fibrinojen, NLO, kreatinin, BUN, kan gazında ; bikarbonat düzeyi, PaO2, FiO2, düzeyleri, PaO2/FiO2 oranı, mortalite tahmininde istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Sonuç: ÇalıĢmamızda, karaciğer nakli sonrası geliĢen sepsisin mortalite ile sonuçlandığı hastalarda, 24 saatlik idrar çıkıĢı istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düĢük bulunmuĢtur (p<0,05). Yine benzer Ģekilde serum laktat düzeyi ve SAPS II skoru mortalite ile seyreden grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuĢtur (p<0,05). Karaciğer nakli yapılan hastalar, sepsis kliniği ortaya çıktığında, nakil alıcısı olmayan hastalara göre farklı klinik ve laboratuvar özellikler sergilemeye adaydır. Bu farklılık, muhtemel mortalite ve morbiditelerin öngörülmesini güçleĢtirebilmektedir. Bu hasta grubunun özellikleri göz önüne alınarak kullanılacak laboratuvar testleri ve fizyolojik skorlama sistemlerini kombine eden yeni çalıĢmalar, karaciğer nakil hastalarına sepsisin tanı ve mortalitesinin öngörülmesinde daha etkin bir yaklaĢım sergileyecektir.